İstanbul
USD 48,79 ▼ -0,04% EUR 56,06 ▼ -0,24% GBP 65,27 ▲ 0,07% ALTIN 6.889,68 ▲ 96,46%
Tarafsız · Hızlı · Güncel
Özgün Gündem Özgün Gündem
Tarafsız, hızlı ve güvenilir haberin adresi
KÖŞE YAZISI

Bir Şehrin Geleceği Gençleri Gitmek İstediğinde Sessizleşir

Sevda Yasin

Sevda Yasin 17.09.2026 20:23

Bir Şehrin Geleceği Gençleri Gitmek İstediğinde Sessizleşir
Hakkâri’nin geleceğini konuşacaksak önce gençlerin neden başka şehirlerde hayat kurmak istediğini anlamalıyız. Çünkü bir kentin en büyük kaybı yalnızca nüfus değil, umuttur.

Bir şehri yaşanabilir yapan yalnızca yeni yollar, binalar, parklar veya hizmet alanları değildir. Asıl mesele, o şehirde yaşayan insanların yarına dair bir plan kurabilmesidir.

Hakkâri’de gençlerle konuşulduğunda sık sık benzer bir cümle duyulur:

“Burada ne yapacağım?”

Aslında üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken soru tam olarak budur.

Bir genç doğduğu şehirde eğitim alabiliyor ama mezun olduktan sonra kendisine bir gelecek göremiyorsa, mesele yalnızca işsizlik değildir. Sosyal hayattan eğitime, kültürden spora, ulaşımdan girişimciliğe kadar uzanan daha geniş bir sorunla karşı karşıyayız demektir.

Gençleri burada tutmak yetmez

Bazen “Gençlerimizi memleketimizde tutmalıyız” diyoruz.

Bence cümleyi biraz değiştirmeliyiz.

Gençleri burada tutmaya değil, onların burada kalmak isteyeceği şartları oluşturmaya ihtiyacımız var.

Çünkü kimseye doğduğu yerde yaşamak zorunda olduğunu söyleyemeyiz. Gençler eğitim görmek, farklı şehirleri tanımak, dünyayı keşfetmek elbette isteyecek.

Sorun gitmeleri değil.

Sorun, dönebilecekleri bir gelecek görememeleri.

Bir üniversite öğrencisi mezuniyetinden sonra Hakkâri’de mesleğini yapabileceğine inanıyorsa, küçük bir işletme açmak isteyen genç önünü görebiliyorsa, sanatla ilgilenen biri kendisine alan bulabiliyorsa ve spor yapan çocuk yeteneğini geliştirebileceği imkânlara ulaşabiliyorsa o şehir geleceğine yatırım yapıyor demektir.

Hakkâri’nin dezavantajları kadar imkânları da var

Hakkâri konuşulurken çoğu zaman sorunlardan başlanıyor.

Coğrafya zor.

Ulaşım önemli bir mesele.

İş imkânlarının geliştirilmesine ihtiyaç var.

Fakat sürekli eksikler üzerinden konuşmak da bu şehre haksızlık olur.

Hakkâri'nin genç nüfusu, doğası, dağları, kültürel birikimi, sınır coğrafyası ve kendine özgü yaşamı aynı zamanda önemli bir potansiyel taşıyor.

Turizmden spora, yerel üretimden gastronomiye, dijital işlerden küçük girişimlere kadar değerlendirilebilecek çok sayıda alan bulunuyor.

Bunun için büyük ve gösterişli cümlelerden önce küçük ama sürdürülebilir adımlara ihtiyaç var.

Genç bir girişimciye yalnızca “iş kur” demek yetmez. Nereden destek alacağını göstermek gerekir.

Bir gence “spor yap” demek yetmez. Kullanabileceği tesis ve yetişebileceği ortam gerekir.

“Kitap oku” demek yetmez. Kütüphaneyi yaşayan bir mekâna dönüştürmek gerekir.

“Memleketine sahip çık” demek de tek başına yetmez.

O memlekette kendisine bir hayat kurabileceğine inanmasını sağlamak gerekir.

Bir şehir gençleriyle büyür

Bugün yapılan bir yatırımın gerçek sonucunu bazen yıllar sonra görürüz.

Bir çocuğun iyi bir eğitim alması, bir gencin spora yönelmesi, başka birinin küçük bir işletme kurması ilk bakışta birbirinden bağımsız gelişmeler gibi görünebilir.

Oysa hepsi aynı hikâyenin parçalarıdır.

Bir şehrin geleceğinin.

Hakkâri'nin önümüzdeki yıllardaki en önemli meselesinin yalnızca daha fazla bina yapmak değil, yetişmiş insanını kaybetmemek olduğunu düşünüyorum.

Bunun yolu da gençlere ne yapmaları gerektiğini sürekli anlatmaktan değil, onları dinlemekten geçiyor.

Belki belediyelerin, üniversitenin, kamu kurumlarının, meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun gençlere daha sık sorması gereken çok basit bir soru var:

“Bu şehirde kalmak için neye ihtiyacın var?”

Verilecek cevapların hepsini gerçekleştirmek mümkün olmayabilir.

Ama o cevapları bilmeden doğru yolu bulmak çok daha zor.

Çünkü şehirler yalnızca bugünün ihtiyaçları karşılanarak büyümüyor.

İnsanlar yarınlarını da o şehirde hayal edebildiğinde büyüyor.

Ve bana göre Hakkâri için asıl hedef de bu olmalı:

Gençlerin gitmek zorunda hissetmediği, gidenlerin ise bir gün dönmeyi düşündüğü bir şehir oluşturmak.Bir şehri yaşanabilir yapan yalnızca yeni yollar, binalar, parklar veya hizmet alanları değildir. Asıl mesele, o şehirde yaşayan insanların yarına dair bir plan kurabilmesidir.

Hakkâri’de gençlerle konuşulduğunda sık sık benzer bir cümle duyulur:

“Burada ne yapacağım?”

Aslında üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken soru tam olarak budur.

Bir genç doğduğu şehirde eğitim alabiliyor ama mezun olduktan sonra kendisine bir gelecek göremiyorsa, mesele yalnızca işsizlik değildir. Sosyal hayattan eğitime, kültürden spora, ulaşımdan girişimciliğe kadar uzanan daha geniş bir sorunla karşı karşıyayız demektir.

Gençleri burada tutmak yetmez

Bazen “Gençlerimizi memleketimizde tutmalıyız” diyoruz.

Bence cümleyi biraz değiştirmeliyiz.

Gençleri burada tutmaya değil, onların burada kalmak isteyeceği şartları oluşturmaya ihtiyacımız var.

Çünkü kimseye doğduğu yerde yaşamak zorunda olduğunu söyleyemeyiz. Gençler eğitim görmek, farklı şehirleri tanımak, dünyayı keşfetmek elbette isteyecek.

Sorun gitmeleri değil.

Sorun, dönebilecekleri bir gelecek görememeleri.

Bir üniversite öğrencisi mezuniyetinden sonra Hakkâri’de mesleğini yapabileceğine inanıyorsa, küçük bir işletme açmak isteyen genç önünü görebiliyorsa, sanatla ilgilenen biri kendisine alan bulabiliyorsa ve spor yapan çocuk yeteneğini geliştirebileceği imkânlara ulaşabiliyorsa o şehir geleceğine yatırım yapıyor demektir.

Hakkâri’nin dezavantajları kadar imkânları da var

Hakkâri konuşulurken çoğu zaman sorunlardan başlanıyor.

Coğrafya zor.

Ulaşım önemli bir mesele.

İş imkânlarının geliştirilmesine ihtiyaç var.

Fakat sürekli eksikler üzerinden konuşmak da bu şehre haksızlık olur.

Hakkâri'nin genç nüfusu, doğası, dağları, kültürel birikimi, sınır coğrafyası ve kendine özgü yaşamı aynı zamanda önemli bir potansiyel taşıyor.

Turizmden spora, yerel üretimden gastronomiye, dijital işlerden küçük girişimlere kadar değerlendirilebilecek çok sayıda alan bulunuyor.

Bunun için büyük ve gösterişli cümlelerden önce küçük ama sürdürülebilir adımlara ihtiyaç var.

Genç bir girişimciye yalnızca “iş kur” demek yetmez. Nereden destek alacağını göstermek gerekir.

Bir gence “spor yap” demek yetmez. Kullanabileceği tesis ve yetişebileceği ortam gerekir.

“Kitap oku” demek yetmez. Kütüphaneyi yaşayan bir mekâna dönüştürmek gerekir.

“Memleketine sahip çık” demek de tek başına yetmez.

O memlekette kendisine bir hayat kurabileceğine inanmasını sağlamak gerekir.

Bir şehir gençleriyle büyür

Bugün yapılan bir yatırımın gerçek sonucunu bazen yıllar sonra görürüz.

Bir çocuğun iyi bir eğitim alması, bir gencin spora yönelmesi, başka birinin küçük bir işletme kurması ilk bakışta birbirinden bağımsız gelişmeler gibi görünebilir.

Oysa hepsi aynı hikâyenin parçalarıdır.

Bir şehrin geleceğinin.

Hakkâri'nin önümüzdeki yıllardaki en önemli meselesinin yalnızca daha fazla bina yapmak değil, yetişmiş insanını kaybetmemek olduğunu düşünüyorum.

Bunun yolu da gençlere ne yapmaları gerektiğini sürekli anlatmaktan değil, onları dinlemekten geçiyor.

Belki belediyelerin, üniversitenin, kamu kurumlarının, meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun gençlere daha sık sorması gereken çok basit bir soru var:

“Bu şehirde kalmak için neye ihtiyacın var?”

Verilecek cevapların hepsini gerçekleştirmek mümkün olmayabilir.

Ama o cevapları bilmeden doğru yolu bulmak çok daha zor.

Çünkü şehirler yalnızca bugünün ihtiyaçları karşılanarak büyümüyor.

İnsanlar yarınlarını da o şehirde hayal edebildiğinde büyüyor.

Ve bana göre Hakkâri için asıl hedef de bu olmalı:

Gençlerin gitmek zorunda hissetmediği, gidenlerin ise bir gün dönmeyi düşündüğü bir şehir oluşturmak.